Sosyal Medya Yasası Şart

13 Eylül 2021Yazar: Editoryal Ekip

Sosyal medya platformlarında, iftira, hakaret, itibar suikastı ve dijital tacizin günden güne arttığını söyleyen Doç. Dr. Selman Tunay Kamer, gazetemize yaptığı açıklamada, “Bu durum normalmiş gibi algılanmaya başlandı. Dolayısıyla bunun bir yaptırımı ve bir cezası olmalı. Bu tür düzenlemeler herkesin yararına olacaktır. Bu anlamda sosyal medya yasasının mutlaka devreye girmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Dijital alandaki tehlikeleri sosyal medyadaki algı operasyonlarını sosyal medya yasasını ve daha birçok konuyu bu alanda nitelikli çalışmalara imza atan Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selman Tunay Kamer ile konuştuk.

“Dijitalleşme bağımlılık durumuna kadar ilerledi”

Dijital çağ bize nasıl bir dünya dayatıyor?

– Salgınla birlikte dijital teknoloji, araç ve uygulamalar daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. Dijital dünya aslında bizleri kendisine bağımlı hale getiriyor. Hayatımızı kolaylaştırdığını düşündüğümüz için daha yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Kullandıkça da daha çok alışıyoruz. Bu durum bağımlılık durumuna kadar ilerledi. Düşünsenize cep telefonunuzun şarjının biteceğini anladığınızda ya da bittiğinde yaşadığınız stresi. Bu bile dijital teknolojiye ne kadar bağımlı olduğumuzun en büyük göstergesi.

Sosyal medya kirli bilginin, linç kültürünün adresi oldu. Buna rağmen ülkemizde sosyal medya neden bu kadar ilgi görüyor?

Sosyal medya sayesinde “Bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak!” sözüyle tanıdığımız Andy Warhol’un haklı çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medyanın bir illüzyon hâlini almış olması, bireylerin bağımlı hâle gelmesine neden olmuştur.

Bilgi ve haberleşme kaynağı olarak kullanılan görsel ve yazılı medya yerini yavaş yavaş sosyal medyaya bırakıyor. Günümüzde sosyal medya bir eğlence, boş vakitleri değerlendirme ve haber alma kaynağı olarak kullanılmaktadır. Ama sosyal medya yalan haberlerin, itibar suikastlarının, siber zorbalığın, siber dolandırıcılığın merkezi haline geldi. Bu bizim dijital kültürü tam olarak öğrenemediğimizin bir göstergesidir. Bütün bu olumsuzlar devam ederken sosyal medya kullanıcı günden güne artmaktadır.

Dünyada Ocak 2021 verilerine göre yaklaşık 4.66 milyar internet kullanıcısı bulunmakta bu da nüfusun % 59,5’lik bir bölümünü oluşturmaktadır. Yine aynı verilere göre; nüfusun % 53,6’sını oluşturan 4,2 milyar sosyal medya kullanıcısı vardır. 2020’den 2021’e kadar sosyal medya kullanıcı sayısındaki 1 yıllık değişime bakıldığında kullanıcı sayısının % 13,2 oranında arttığı görülmektedir. Yani sosyal medya kullanımı salgın döneminde daha da artmıştır.

Ülkemizde de durum aynı yönde diyebiliriz. İnternet ve sosyal medya kullanımı oranlarında dünya ortalamasının üzerindeyiz. Günlük İnternet kullanım süresi dünyada 6 saat 54 dakika ülkemizde 7 saat 57 dakika, sosyal medya kullanımı dünyada 2 saat 25 dakika, ülkemizde 2 saat 57 dakikadır.

‘Challenge’ verilerin toplanmasına örnektir

Sosyal medya vesilesiyle verileri birileri amaçları doğrultusunda kullanıyor mu? İstihbarata malzeme mi toplanıyor? Yapay zekâ ve Deepfake hakkında neler söylersiniz?

– Bunun cevabı artık şüphesiz ve tartışmasız bir şekilde evet. Özellikle sosyal medya üzerinden düzenlenen challenge akımları bu tür verilerin toplanması için ön plan çıkan örneklerdir. Akıllı telefon veya cihazlarına indirdiğiniz birçok uygulama telefonunuza tam erişim istemektedir. Uygulamayı telefonunuza indirdiğinizde konum, rehber, fotoğraf arşivi, sağlık bilgileri, vb. kişisel bilgilerine erişim imkânı vermiş oluyorsunuz. Bu bilgilerin uygulamanın geliştirilmesi için kullanılacağı söyleniyor. Evet, bu doğru olsa bile daha sonra bu uygulamayı yapan firmanın bilgileri hackleniyor ve bütün bilgilerinin darkwebde satışa çıkıyor. Sonrasında siber zorbalık, oltalama gibi birçok dolandırıcılıkla karşı karşıya kalabiliyoruz.

Paylaşımlarınızda yapay zekâ teknolojisi ve algoritmalar sayesinde sizin kişilik profiliniz oluşturuluyor size özgü reklamlar veya içerikler sunuluyor. Ayrıca sizin hakkınızda üçüncü şahıslar fikir sahibi oluyor. Zevk aldığınız şeyler, zaaflarınız, tatil alışkanlıklarınız, maddi durumunuz vb.

Yapay zekâ teknolojisi günden güne gelişiyor ve kullandığımız alanların sayısı giderek artıyor. Bununla birlikte hayatımız daha da kolaylaşıyor ve güvenlikle ilgili birçok olumlu yönde destek alabiliyoruz. Fakat aynı zamanda yapay zekânın gelişmesiyle birlikte siber dolandırıcılık gibi faaliyetler de bundan etkileniyor. Bununla ilgili en çarpıcı örnek Deepfake. Deepfake derin sahtelik demek. Yani yapay zekâ ve makine öğrenmesi dediğimiz sistemle oluşturulan görüntülere verilen birer ad. Adından da anlaşılacağı üzere sahtelik üzerine kurgulanmış bir durum. Sosyal medya mecralarında paylaştığınız resim ve videoların bir araya getirilerek gerçeğinden ayırt etmenin zor olduğu görüntüler hazırlanabilir. Yani eğlenme amacıyla paylaştığınız bazı video ve resimler teknolojinin gelişmesiyle birlikte sizin aleyhinize kullanılabilecektir.

Geleceğin en büyük siber tehditlerinden biri haline gelebilecek bir durum. Bununla ilgili ciddi önlemlerin alınması gerekmektedir. Hukuki, ekonomik, siyasi, toplumsal birçok konuda problemlerin açığa çıkarılacağı bir sistem. ABD 2020 seçim döneminde Deepfake ile hazırlanan siyasetçilerin videolarının sosyal medya mecralarında paylaşılmaması için yasal önlemler alındı ve bilinçlenme/farkındalık faaliyetleri yapıldı. Bu konuda dijital okuryazarlık kavramı öne plana çıkıyor.

İnternet ortamında da yaptırım olmalı

Sosyal medyadaki algı operasyonlarını kim yönetiyor halkımız bu operasyonlara karşı neler yapmalı? Sosyal medya artık siber savaş alanı haline geldi diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz? Sosyal medya yasası neler getiriyor, neden çıkmalı?

– Günümüzde devletler, hükümetler, siyasetçiler ve yöneticiler için sosyal medya mecraları kitlelere kolay ve hızlı bir biçimde ulaşmanın en temel yolu olmuştur. Sosyal medya bilinçli kullanıldığı zaman bütün topluma fayda sağlar. Fakat bilinçsiz sosyal medya kullanımı, bazı problemleri beraberinde getirir. Örneğin, mantıklı düşünememe ve akıl yürütememe, depresyon gibi eğilimlere yol açabilmektedir. Bireyler arasındaki rekabeti arttırmakta, asosyal bir hayat yaşanmasına sebep olmaktadır. Sosyal medya artık sadece masum bir şekilde konum, fotoğraf, durum vb. paylaşımı yapılan platform olmaktan çıkmaya başladı. Sosyal medya günümüzde bir algı yönetimi aracı olarak kullanılmaktadır. Sosyal medyada terör örgütleri ve bazı kuruluşlar tarafından algı operasyonları yürütülüyor. Bu durum anonim hesaplar ya da kullanıcıların güvenini kazanmış gerçek olmayan hesaplar, bot hesaplar veya algoritmalar üzerinden yürütülüyor. Henry Kissinger’a atfedilen “Bir şeyin gerçek olması pek o kadar önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir” sözü bir bakıma içerisinde yaşadığımız çağı da anlatmaktadır. Maalesef demokrasi denilerek diktatörlüklerin güçlendirildiği, barış denilerek savaşların çıkarıldığı, özgürlük denilerek tutsaklıkların ve bağımlılıkların oluşturulduğu, sağlık denilerek hastalıkların üretildiği, eğitim denilerek cahilliğin yaygınlaştırıldığı bir dünyayı gözlemlemekteyiz.

Sosyal medya da yapılan paylaşımlarla halkın kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçu işleniyor. Bu durum toplum huzurunun bozulmasına neden oluyor. Sosyal medya veya internet kimseye sonsuz ve sorumsuz bir özgürlük alanı sunmaz. Ben internette her şeyi paylaşırım, kimse bana karışamaz anlayışı bence hastalıklı bir anlayıştır. Gerçek hayatta nasıl toplumun huzurunu kaçıranlara bir yaptırım varsa internet ortamında bunu yapanlara da yaptırım olması normaldir. Ayrıca sosyal medyanın denetimden ve kontrolden uzak bir yapısının olması da tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu durum siyasetçilerin konu hakkında haklı olarak serzenişte bulunmalarına ve fikir beyan etmelerine neden olmaktadır.

Sosyal medyada yapılan iftira, hakaret, itibar suikastı, dijital taciz maalesef günden güne artmaktadır. Hatta bu durum normalmiş gibi algılanmaya başlandı. Dolayısıyla bunun bir yaptırımı ve bir cezası olmalı. Ya da hakkımda paylaşılan bilginin kaldırılması için bir muhatabın olması gerekmektedir. Bu durumla herkes karşılaşabilir. Dolayısıyla bu tür düzenlemeler herkesin yararına olacaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus her ülkenin kendi gerçeklerine uygun düzenlemeler yapmasıdır. Bu anlamda sosyal medya yasasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

Okullarda sosyal medya okuryazarlığı (dijital okuryazarlık) neden olmalı? Bu yönde çalışmalar var mı?

– Çünkü bu durum, dijital çağın gerekliliği. 1980 sonrası doğanlara her ne kadar dijital yerli denilse de dijital teknoloji o kadar çok gelişiyor ki bu hıza yetişmek ve kendimizi bu duruma adapte etmek zorlaşıyor. Siber zorbalık, dijital mahremiyet, siber dolandırıcılık gibi faaliyetler maalesef giderek artıyor. Bu konuda daha bilinçli olmak için dijital okuryazarlık becerimizin artması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında güncellenen eğitim müfredatlarında dijital okuryazarlık ile ilgili kazanımlara yer verildi. Daha önce medya okuryazarlığı ve teknoloji okuryazarlığı kavramaları dijital okuryazarlığa doğru dönüştü ve değişti. Eğitim müfredatlarının haricinde Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı gibi kurumlar ve kuruluşlar bu konuda vatandaşları bilinçlendirmek adına güzel ve faydalı faaliyetlere imza atıyorlar.

Son olarak eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

– Son olarak şunu söylemek isterim. İnternet, daha önceki hiçbir nesle nasip olmamış eşsiz bir nimettir. Bu nimetten çocuklarımızın çok iyi bir biçimde faydalanmasını istiyorsak onları güzel şeylere, iyi düşüncelere ve yapıcı meraklara yönlendirmemiz gerekmektedir.

Yerli uygulamalar etkin ve kullanılabilir olmalı

İktidarın dijital alandaki hâkimiyetini yeterli buluyor musunuz? Türkiye devlet olarak dijital alana gerekli yatırımları yapıyor mu? Yerli sosyal ağ neden kurulmuyor?

– Ülkemizde dijitalleşme ile ilgili birçok kurum var. Hatta dijital çağda yaşamın gereklilikleri olarak birçok kurum da bu sürece dahil olmak durumda kalıyor. Bunlardan bazıları Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurulu gibi kuruma ve kuruluşlar. Ayrıca Ekim ayında yapılacak yasal düzenlemeyle de Sosyal Medya Başkanlığı’nın kurulması gündemde.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin geçen günlerde Ulusal Yapay Zekâ Stratejisini yayınlaması da olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bu konuda günden güne daha iyiye gidiyoruz diyebiliriz. Yerli sosyal ağ konusu sık sık gündeme geliyor. Bununla ilgili ciddi çalışmalar da var. Fakat yarıştığı sosyal medya platformları ve bütçeleri çok büyük olunca yeni kurulan şirketler ayakta durmakta zorlanıyorlar. Ya da kendilerini geliştirmekte çok zorlanıyorlar. WhatsApp’ın kişisel verilerin paylaşılması konusundaki dayatması neticesinde ülkemiz bir dik duruş sergilemiş ve WhatsApp geri adım atmıştı. Bu süreçte yerli uygulamalara geçme kararı almıştık. Ve dijital göç diye adlandırdığımız bir durumla karşılaştık. Ama gelinen noktada tekrar eski uygulamaya geçtik. Yani kullanıcılar genel olarak uygulamanın yerli ve mili olmasından ziyade etkin ve kullanılabilir olup olmamasına bakıyorlar. Dolayısıyla bu konuda biraz daha fazla çalışmamız gerekiyor.

Editoryal Ekip

Merkez Ofis
Nerede?
Dijital Hakları Koruma ve Mağduriyetleri Önleme Merkezi
Konutkent Mh. Dumlupınar Blv. 3028. Cd. No:6 SMK Tower K.3 D.9 Çankaya/ ANKARA
İletişim Bilgileri
Bize Ulaşın
Dijital Mecraada
Bizi Takip Edin!
Merkez Ofis
Nerede?
Dijital Hakları Koruma ve Mağduriyetleri Önleme Merkezi
Konutkent Mh. Dumlupınar Blv. 3028. Cd. No:6 SMK Tower K.3 D.9 Çankaya/ ANKARA
İletişim Bilgileri
Bize Ulaşın
Bizi Takip Edin

Copyright by Ahmet KOLCU. All rights reserved.

Copyright by Ahmet KOLCU. All rights reserved.